BalkanForum - das Forum für alle Balkanesen
Erweiterte Suche
Kontakt
BalkanForum - das Forum für alle Balkanesen
Benutzerliste

Willkommen bei BalkanForum - das Forum für alle Balkanesen.
Seite 7 von 7 ErsteErste ... 34567
Ergebnis 61 bis 70 von 70

Aleviten aus Dersim

Erstellt von Tatar, 10.05.2014, 23:09 Uhr · 69 Antworten · 5.471 Aufrufe

  1. #61
    Avatar von Dr. Gonzo

    Registriert seit
    29.04.2012
    Beiträge
    10.602
    Zitat Zitat von Hamburg1711 Beitrag anzeigen



    Blacky +Gonzo
    Ula Hamburg, giciklik yapma

  2. #62

    Registriert seit
    27.10.2013
    Beiträge
    5.303
    Zitat Zitat von DocGonzo Beitrag anzeigen
    Ula Hamburg, giciklik yapma

    hahahahha


    na gut für dich



  3. #63
    Avatar von Dr. Gonzo

    Registriert seit
    29.04.2012
    Beiträge
    10.602
    Eine neue Universität für Tunceli (Dersim)

    In der Universität empfängt uns der quirlige deutsch sprechende Professor Ali Tutay. Er stellt uns zahlreiche Pläne der erst 2008 gegründeten Universität vor. Ab 2012 werden in einigen Fakultäten die Vorlesungen auf Englisch stattfinden. Auch Deutsch als Unterrichtssprache sei geplant. Im Herbst veranstaltet die Uni eine Konferenz über die Geschichte von Tunceli, zu der auch Kollegen und Studenten aus deutschen Universitäten eingeladen sind. In Kürze wird an der Straße Richtung Elazig ein neuer Campus errichtet. 1.200 Studenten sind bisher eingeschrieben. Die Universität hat vier Fakultäten: Wasserwirtschaft, BWL, Ingenieurswesen und Sozialwissenschaften. Außerdem wird ein 2-jähriges berufsbezogenes Studium angeboten. Wie kommt es zu einer eigenen Universität in Tunceli? Die AKP-Regierung hat vor allem im im Osten und Südosten der Türkei die Errichtung neuer Universitäten beschlossen. Professor Ali Tutay meint, dass die AKP dadurch ihre Chancen bei Wahlen verbessern will. Viele Studenten kämen gerne hierher, da Dersim als liberal, nichtislamisch und links gelte.
    danke AKP!!!!

    Gespräch mit den Kollegen von Egitim-Sen

    Am Ende dieses begegnungsreichen Tages setzen wir uns mit den KollegInnen von Egitim-Sen zu einem Austausch zusammen. Die Bildungsgewerkschaft vertritt in Dersim achthundert Mitglieder. Der junge Vorsitzende Mehmet Ali Aslan nennt uns zwei spezielle Forderungen von Egitim-Sen in Dersim:

    • Muttersprachlicher Unterricht in den kurdischen Dialekten Kurmanci und Zaza
    • Kein Zwang zur Teilnahme am islamisch-sunnitischen Religionsunterricht

    Die meisten Menschen in Dersim zählen sich zu den Aleviten. Zu der Frage, ob Aleviten Moslems sind oder nicht, gibt es unterschiedliche Meinungen. Sie weichen in wesentlichen Punkten vom sunnitischen Islam ab: Die Aleviten erkennen weder die Scharia (das islamische Recht) noch die fünf Säulen des Islam an. Ihnen ist der Alkohol erlaubt. Die Aleviten haben keine Moscheen, sondern Gebetshäuser (cem evi). Obwohl in Dersim überwiegend alevitsche Kurden leben, müssen alle Schüler zwangsweise am sunnitischen Religionsunterricht teilnehmen. Viele Eltern versuchen dagegen gerichtlich vorzugehen, bisher aber ohne Erfolg. Nach dem türkischen Militärputsch 1980 wurden in allen Städten und Dörfern in Dersim Moscheen gebaut, die von der Bevölkerung als Symbol der Nichtachtung ihrer eigenen Religion angesehen werden. Ziel der türkischen Bildungspolitik sei es, so die Egitim-Sen Kollegen, einen einheitlichen Menschen zu schaffen. Jeder solle Türke und Sunnit werden. Dazu wird an jedem Schulmorgen der nationale Eid gesprochen, der mit den Worten anfängt: „Ich bin ein Türke ...“ Der Verehrung des türkischen Staatsgründers Mustafa Kemal Atatürk ist ein eigenes Schulfach – Atatürkcülük – gewidmet. In jedem Klassenzimmer muss ein Bild von Atatürk hängen. Die Kinder müssen eine „Atatürk-Ecke“ gestalten, in der sie Bilder aus dem Leben von Atatürk malen oder aufkleben. In dem stark ideologisierten und auf Homogenisierung ausgerichteten Bildungswesen der Türkei, gibt es keinen Platz für persönliche Interessen und Neigungen. Musik- Sport- und Kunstunterricht wird vernachlässigt. Zum Abschied spricht Manfred Brinkmann seitens der GEW die Hoffnung aus, dass wir die Kollegen von Egitim-Sen bald zu einem Gegenbesuch in Deutschland begrüßen können.

  4. #64

    Registriert seit
    29.03.2014
    Beiträge
    2.894
    Dazu wird an jedem Schulmorgen der nationale Eid gesprochen, der mit den Worten anfängt: „Ich bin ein Türke ...“

    Dieser Eid ist nicht mehr Schulpflicht!!!

  5. #65
    Avatar von blacksea

    Registriert seit
    04.01.2014
    Beiträge
    7.837
    Zitat Zitat von dayko2 Beitrag anzeigen
    Dazu wird an jedem Schulmorgen der nationale Eid gesprochen, der mit den Worten anfängt: „Ich bin ein Türke ...“

    Dieser Eid ist nicht mehr Schulpflicht!!!
    War es aber noch letztes Jahr oder nicht?

    Zum Glück nicht mehr.

  6. #66
    Avatar von Tigerfish

    Registriert seit
    25.12.2013
    Beiträge
    12.123
    Zitat Zitat von dayko2 Beitrag anzeigen
    Dazu wird an jedem Schulmorgen der nationale Eid gesprochen, der mit den Worten anfängt: „Ich bin ein Türke ...“

    Dieser Eid ist nicht mehr Schulpflicht!!!
    Gott sei dank.

    Früher war andauernd das Gegenteil der Fall. Heutzutage ist der Eid eher zutreffend

    - - - Aktualisiert - - -

    Zitat Zitat von DocGonzo Beitrag anzeigen
    danke AKP!!!!

    Aferin! Bak yola geldin artik.

  7. #67
    Avatar von Tatar

    Registriert seit
    04.04.2013
    Beiträge
    1.550
    Ich habe hier noch weitere, recht interessante Quellen bezüglich der Dersimer-Aleviten.

    Der Brief von Seyit Riza an die türkische Republik:

    1938 yılındaki Tunceli (Dersim) isyanının alevi Zaza lideri Seyit Rıza, devlete yazdığı mektupta ''...şayet hükümet, hizmet ve sadakatimizden şüphe ederse abavu ecdadınızın eskiden geldikleri Yukarı Türkistan, Horasan vilayetine bütün mensubini aşiretimizle hicret etmeğe himmet buyursun'' diyerek Zazaların ana yurtlarının yukarı Türkistan, Horasan olduğunu belirtmiştir.(2) Ayrıca,Koçgiri aşiretinden olan Alişir de bir şiirinde ''ceddimiz şeyh Hasan, Şah-ı Horasan''(atamız Şeyh Hasan,Horasan Şahı) dizesinde, Zazaların Horasan kökenli olduğunu söylemektedir.(3) Aynı eserde, kendisi Zaza ve Tunceli'li olan (Pertek,1880-1959) ve Tunceli ilinde yıllarca kaymakamlık yapmış olan M.Zülfü Yolga, Zazaların, Timur'un Horasan'ı ele geçirmesinden sonra büyük bir topluluğun bu bölgeden Anadolu'ya geldiklerini ve Dersimlilerin de kendilerini Horasanlı olarak tanımladıklarını belirtir.

    (sf.47)
    Und hier noch ein kurzer Auszug von Melinkof:

    Türkolog Prof.. İrene Melinkof da Kırmança (ve Zazaca) konuşan Koçkırı aşiretinin Türk olduğunu şu sözlerle ifade ediyor:

    ''Araştırmalarım beni Kurmanca denen ve Kürtler olarak tanınan insanlar arasında kalmaya götürdü. Törenleri Orta Asya'ya kadar uzanan Türk töreleri idi. Ölümle ilgili adetler, al inanış, Türklerin on iki hayvanlı takvimlerine, eski yeni yıl bayramları olan Hızır bayramının kutlanması vb. Sorduğumda kaynaklarımdan birisi bana soy olarak biz Kürt değiliz, fakat inançlarımız dolayısıyla çok eza gördük, dağlara sığındık, Kürtlere karıştık ve Kürtler olarak adlandırıldık(7)

    İ. Melinkof aynı eserinde bu tespitinde şunu da ekliyor: ''Bunu söyleyen birçok ayaklanmada etkinli bulunan tanınmış Kürt aşireti Koçkırı'lardandı. Artık aramızda bulunmayan Ömer Lütfi Barkan'a şüphelerimden söz ettiğim zaman, bana Koçkırı adının, dil yönünden Türkçe olduğunu ve Akkoyunlu, Karakoyunlu vb. adlandırmalarla karşılaştırılabileceğini işaret etti. Bunlar sahip olunan sürülere göre verilmiş Türk aşiret adlarıdır diyor.

    ''Osmanlı İmparatorluğu'nda uzun yıllar görev yapan ve doğu Anadolu'nun birçok yerini gezen Alman Feldmareşal Moltke gözlemlerini ''Türkiye Mektupları'' adlı kitabında toplamıştır. Moltke, 6 Nisan 1838'de mektupta Maraş ve yöresinde yaşayan Alevi aşiretlerin Türk olduklarını şu sözlerle açıklıyor:

    ''Pazarcık ovasını geçtik. Bu ovada üç Türkmen kabilesi Atmalı, Kılıçlı, Sinemelililer konaklamıştı. Bu üç kabile halkı 2000 çadırda oturuyordu. Reşit Paşa en nüfuzlu Kürt beylerinin akıllarını başlarına getirdikten sonra bu Türmenler de hükümete karşı olan sevgi ve bağlılıklarını ilan etmişlerdi ve 400 kese akçelik (20.000 florin) bir salyana (yani vergi) ödüyorlardı.''(8)

    Bugün bazı kesimlerce Kürt oldukları iddia edilen bu kabilelerin özbe öz Türk olduklarını, 179 yıl önce yazılmış bu mektuptan daha iyi ne kanıtlayabilir? Alman mareşal Moltke'nin 179 yıl önce söz ettiği Türkmen kabileler, Rişvan aşiretine bağlı olup, bugün Adıyaman, Maraş ve Gaziantep'te yaşamaktadırlar. Küçük bölümü Ankara'nın Haymana ve Bala ilçelerindedir. Dr. Mahmut Rişvanoğlu'nun araştırmasına göre Rişvanlar, Ciğil ve Çepni Türkmenidirler. İki boya ayrılırlar. a)Atmalı ,b)Sinemli. Atmalı aşiretinin Maraş ve Adıyaman'daki köylerinin isimleri hiç değiştirilmemiştir ve öz Türkçe olup Oğuz boylarının totemlerinin isimleridir. Bunlar; Tilkiler, Haydarlı, Sadakalar, Karahasanlar, Ağcalar, Kabalar, Kizirli, Kızkapanlı, Ketiler, Karalar, Turunçlu, Mahkanlı'dır.(9)

    Zazaların bir kısmı kendilerini Harezm Türkü olarak tanımlar. Dersim (Tunceli) milletvekili Hasan Hayri bey, 1921 yılında TBMM'da yaptığı konuşmasında, Alevi Zazaların kökeninin Harzem (harezm) Türkleri olduğunu ifade eder. Bu konuşmasında Hasan Hayri bey; Harzem'den gelen ve Türkçe konuşan atalarına Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat'ın buralara yerleşme izni verdiğini,Yavuz Sultan Selim zamanında Harzem'li Alevi Türkler'in can güvenlikleri nedeni ile, Dersim dağlarına çekilmek zorunda kaldıklarını ve bu tecrit neticesinde kendilerini gizlemek için Kürtçe öğrendiklerini, süreç içinde Türkçe'den uzaklaşarak Kürtleştiklerini belirtmesi çok anlamlıdır.(10)

    Kendisi Dersimli (Pertek) ve Zaza olan ve bölgede 1896 ve 1926 yılları arasında kaymakamlık yapmış olan Mehmet Zülfü Yolga'da Dersim Tarihi adlı eserinde Zazaların kökenlerinin Horasan Türklerine, Karakoyunlular ve Akkoyunlular'a ve Harezm Türklerine dayandığını belirtir ve Haydaran, Hormek, Balaban, Çarik, Bulan, Bahtiyar, İzolu gibi 12 aşiretin Herezmlik hususiyetini sıkı sıkıya koruduklarını belirtir.(sf.84)
    Und noch eine weitere Quelle von Pir Ahmet Dikme:


    Pir Ahmet Dikme/ Dersim Alevileri Türkmendir..

    Pir Ahmet Dikme işte bu tarihsel alt yapıyı bilerek kalkıp şöyle yazabiliyor: "Munzur dediği dağın güney yakasında bir tek Kürt yoktur. Orada yaşayan ?eyhhasan aşireti tamamen Horasan kökenli Türkmenler’dir. Daha doğuya, Pülümür‘e doğru gelindiğinde ise, Areli, Lolanlı, ?ahvelanlı, Kemanlı, Çerekanlı ve daha bir çok aşiret oturmaktadır Bu aşiretlerden hiç biri Kürt değildir. Tamamı Türk kökenli aşiretlerdir. Ben bu konuyu her platformda tartışmaya hazırım." diyor 1937 doğumlu bugün 63 yaşında olan Pir Ahmet Dikme Dede.

    Bruinessen; Bingöl, Muş, Varto da yaşayan çoğu Hormek, Lolan ve Balaban aşiretine mensup Aleviler için "Kendilerini Kürt addetmeye daha az meyillidirler." dedikten sonra geleneksel düşmanları, hem milliyetçi, hem Sünni Kürt nitelikli ?eyh Sait isyanında yer aldıkları zaman bu aşiretler, özellikle Hormek ve Lolan Kürtlere karşı çıkarak Kemalist hükümetle kaderlerini birleştirdiler. (Fırat 1570-1945)" Bu aşiretlerin önde gelenlerinin kendilerini tanımlama biçimi için ise; "Bu aşiretlerin egemen seçkinlerinin bir kısmı, en azından 1930‘lardan bu yana kesin olarak kendilerini Türk olarak tanımladılar" diyor.

    Bruinessen; raporda şu bilgilerin yer aldığını yazıyor: "Zaza Aleviler’e gelince: Bunlarda mezhep ve ibadet dili Türkçe‘dir. Ayinlere iştirak edenler Türkçe konuşmak mecburiyetindedir. Bu mecburiyettir ki Alevi Zazalık asırlardan beri ihmal edildiği halde Türklükten pek de uzaklaşmamış Dersim Alevileri arasında cevap istememek şartı ile Türkçe meram anlatmak mümkündür." dendikten sonra raporda 20- 30 yaşlarından yukarı olanlarla Türkçe ile anlaşmak mümkün iken 10 yaşından küçük çocuklarla Türkçe konuşmak imkanı ortadan kalkmak üzeredir dendiği yazıyor. Raporun sonlarına doğru ise; "Bu netice Dersim Alevi Türkleri‘nin de benliklerini kaybetmeye başladıklarına ve ihmal edilirse günün birinde Türk dili ile konuşana tesadüf edilemiyeceğine delildir." diye yazıyor.

    Bruınessen‘in yazdıklarından ve raporundan çıkan sonuç; Türkçe‘nin unutulduğu onun yerine Zazaca veya Kurmanci‘nin hakimiyet kurduğudur. Demekki; Aleviler önce Türkçe biliyorlar. Türkçe‘nin yerini zamanla Kürtçe ya da Zazaca alıyor. Bu durum, Türk Tarihi, Osmanlı Alevi ilişkileri, Osmanlı Kürt ilişkileri ile de koşut sayılır. Osmanlı’da kuruluş yıllarında Türkmen ağırlığı vardı. Bu Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar devam etti. Dönme Devşirme geleneği Osmanlı‘da hakim oldukça Türkmen düşmanlığına koşut olarak Alevi düşmanlığı da arttı. Türkmen’in önünde iki yol vardı. Ya Sünnileşip ümmetleşecekti veya "katli vacip"ti. ?şte Osmanlı‘ya karşı bitip tükenmeyen Celali ayaklanmaları böyle başladı. Merkezi otoritenin güçleri karşısında yenilen Türkmen‘in canını kurtarmak için önünde tek yol kalmıştı. Kuş uçmaz kervan geçmez dağ köylerine yerleşmek, Türkçeyi derhal unutup Kürtçe ya da Zazacayı öğrenip canını kurtarmak. ?şte Horasan Türklerinin Kürtleşme macerası böyle başlıyor.

    "Sonuç olarak, bu boylara verilen ‘Kürt‘ adı, Alevi Kürtler’de bulunmakla birlikte, onların tümünün Kürt kökenli olması gerektiğini göstermez. Kürtler‘ in çoğu ?afii mezhepten gerçek Sünnidirler. Aleviler’ e takılan ‘Kürt‘ lakabı ancak sosyal bir değer taşır, belli bir yaşam biçimini gösterir, resmi Sünniliğe uymayan, aşiret adetleri hala canlı olan ve kendi içlerine kapanmış olarak yaşayan cemaatleri ifade eder‘ diyor.
    Yani Melikoff; sosyolojik olarak bir Kürt‘ün de Alevi olma olasılığına karşın, Koçgiri aşiretinin Kürt olmadığını, Türk kökenli Kürtçeyi sonradan öğrenen bir Türkmen aşireti olduğunu söylüyor.

    Koçgiri konusunda araştırması olan tarihçi Baki Öz de bu konuda Ömer Lütfi Barkan ve ?rene Melikoff‘u doğrulamaktadır O‘da araştırması sonucu; Koçgiri aşiretinin Orta Asya‘dan Anadolu’ya gelen bir Türkmen aşireti olduğunu esasen ?zolu olduklarını Dersim‘den buraya gelip yerleştiklerini Seyhhasan aşireti ile akrabalık ilişkilerinin bulunduğunu sonradan Kürtleşen bir Türkmen boyu olduklarını yazıyor.

    Zazaca ve Kürtçe konuşan Alevilerden söz edince esas olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun batısı anlaşılmalıdır. Doğu Anadolu‘da Sivas, Erzincan, Tunceli, Elazığ, Malatya‘daki Aleviler Türkçe‘nin yanında Zazaca ve Kürtçede biliyorlar. Ama bu yöredeki Alevilerin 60 yaş ve üstündeki kesim kendisini Kürt ya da Zaza diye ifade etmiyor. Kendisini Türk olarak ifade ediyor. Kürtçe ya da Zazacayı sonradan öğrendiğini belirtiyor. Alevi anne babadan doğup kendini Kürt ya da Zaza olarak ifade eden kesim ise genç kesimdir. Onların Kürtlüğü ya da Zazalığı siyasi Kürtlük ya da Zazalık olarak kabul edilebilir.

    Maraş- Elbistan, Pazarcık ve çevresindeki Aleviler ise Türkçe‘nin yanı sıra Kurmanci konuşurlar. Ama bunlar da dinsel törenlerde Türkçe ayin yaparlar. Elbistan, Pazarcık, Kürecik, Adıyaman‘ın bazı ilçelerindeki Aleviler Kürtçe konuşur. Ama bunlar da Kürtçe‘yi sonradan öğrenen Türkmen boylarıdır.

    Alman Feldmareşal Moltke, Osmanlı ?mparatorluğu‘nun son döneminde Doğu Anadolu‘nun bir çok yerlerini gezdi ve gözlemlerini “Türkiye Mektupları”(9) adlı kitapta topladı. Konumuzla ilgili bir gözleminde General Moltke 6 Nisan 1838‘de yazdığı mektupta bugün bazı kesimlerce Kürt-Alevi olduğu iddia edilen Maraş ve yöresinde yaşayan Alevi aşiretleri için bakın ne yazıyor.
    "Pazarcık ovasını geçtik. Bu ovada üç Türkmen kabilesi: Atmalı, Kılıçlı, Sinimili ler konaklamıştı. Bu üç kabile halkı 2000 çadırda oturuyordu. Reşit Paşa, en nüfuzlu Kürt beylerinin akıllarını başlarına getirdikten sonra bu Türkmenler de hükümete karşı olan sevgi ve bağlılıklarını ilan etmişlerdi ve 400 kese akçelik (20.000 florin) bir salma (yani vergi) ödüyorlardı."

    Görüldüğü gibi bu yöredeki üç büyük Alevi aşiret olan Atmalıları, Kılıçlıları ve Sinemililerin Türkmen aşireti olduklarını Alman mareşal ifade ediyor. Üstelik bu tanımı bilinçli yaptığını cümlenin devamından anlıyoruz. Çünkü; Reşit Paşa‘nın nüfuzlu Kürt beylerinin akıllarını başlarına getirmesinden sonra Türkmenler’den alınan vergiden söz ediyor.

    Yine Osmanlı kayıtlarında; Malatya ve Maraş sancağından söze dilirken Cevdet Türkay, Osmanlı ?mparatorluğunda Oymak, Aşiret Ve Cemaatler adlı kitapta; "yerli ve göçer Türkman Ekradı (Türkmen Kürtleri) diye söz ediyor. Pazarcık ovasındaki Kılıçlılar için ise; "Kılıçlılar kah Yörükan taifesinden, kah Türkman Ekradı (Türkmen Kürtleri) taifesinden‘ sayılmaktadır. "

    Sosyolog Mehmet Eröz; (10) "Kendilerinin de, komşularının da kabul ettiği gibi, Pazarcık Kurmançları Türkmen asıllı olup, içlerinde Çiğil Türkleri de vardır." Burada iki uruk (boy-aşiret) vardır... Bu iki boy Atmalı ve Sinemilli boyudur diyor. Daha sonra ise; Atma aşiretini Rişvan aşiretine bağlı bir boy sayıyor Sinemilli Mustafa Buyrukcan‘dan edindiği bilgilerden; Sinemillilerin Horasan‘dan gelen bir Türkmen boyu olduklarını, dedelerinin Türkçe konuştuklarını, Yavuz Selim-?ah ?smail çatışmasında Elazığ Keban‘da olduklarını o olaydan sonra dağıldıklarını Maraş taraflarına daha sonra yerleştiklerini anlatıyor.

    Sosyolog Mehmet Eröz; "Kalmuk Türklerinin yerleşme yerlerinden birinin adının ‘Sarız‘ olduğunu gösterdik. Kayseri‘ye bağlı Sarız‘da Türkçeyi unutmuş olan ve Kurmançça konuşan, Alevi cemaatlerinin oturuyor olması, konumuz bakımından üzerinde durulmaya değer bir hadisedir." dedikten sonra bunlara "Badıllı" denir ki diye devamla, "Badıllı Oğuz boylarından Beydili‘nin bozulmuş şeklidir " açıklamasını yapıyor.

    PA.Andrews‘in "Türkiye‘de Etnik Gruplar”adlı kitabında "Bazı yörelerde de özellikle Kars‘ın Selim ve Ardahan ilçelerinde Zazalar, Türkmen adıyla anılmaktadır"şeklinde kayda değer bir tespit yapılıyor.

    Konu ile ilgili önemli bir belge de, Dersim milletvekili Hasan Hayri Beyin 1921 de Türkiye Büyük Millet Meclisinde (11) yaptığı tarihi konuşmasıdır. Bu konuşmasında Hasan Hayri Bey; Harzem‘den gelen ve Türkçe konuşan atalarına Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat’ın buralara yerleşme izni verdiğini, Yavuz Sultan Selim zamanında Harzem‘li Alevi Türklerin can güvenlikleri nedeni ile, Dersim dağlarına çekilmek zorunda kaldıklarını ve bu tecrit neticesinde kendilerini gizlemek için Kürtçe öğrendiklerini, süreç içinde Türkçe‘den uzaklaşarak Kürtleştiklerini belirtmesi çok anlamlıdır.

    Kirmanc ve Kurmanc terimleri araşındaki yakınlığın, bu terimlerin ayni ya da ayri bir kökten kaynaklanmış olmalari pek bir önemi yoktur. Önemli olan Dersimli‘nin bu terimi Kürtlerden ayri bir dil konuşan ve ayri bir coğrafyada yaşayan bir halkın adı olarak kullaniyor olmasidir. Dersimli Kürt olmadığını söylüyor olmakla Kirmanc terimini Kürtlerden ayri ve farkli bir halkın kimlik adi olarak kullandığını açikça ifade etmektedir. Bu adi ister beğenelim, ister beğenmeyelim, o Kürtten farkli bir halki tanimliyor. Ismin ne olduğundan çok neye karşılık düstüğü önemlidir. Bir halk kendisini su ya da bu ulusun bir parçasi olarak görmüyorsa, bunun tersini iddia etmek zoraki birliklerin ve ilhaklarin pesinden koşmak, kitle psikolojisinin oyununa gelmek, uluslarin kendi kaderini tayin hakkini tanımamaktır. Dersim‘in çevre kesimlerindeki "Here-Were" (Kürtçe) konuşan Aleviler, Dersimliler için "Ewan Dêrsimanin" (Onlar Dersimli‘dir), "Ew Dimli/So-Bê qise dikin" veya "Zimanê wan Dimliye" (Onlar Dimli dilini konusuyorlar) demektedirler. Zazalar da Kürt komşuları tarafından Dimil/Dimli olarak tanımlanmaktadırlar yer yer.
    Dimli konuşan Dersimli‘de Hareware konuşan Dersimli‘de Kurmanç konuşan Dersimli‘de Türkçe konuşan Dersimli‘de ayni soydan gelme Türkmenlerdir. Antropolojik araştırmalarda bunu doğrulamaktadır.

    Dersimli, Dimil terimini kendi etnik adi olarak değil, daha cok Kirmancki (Zazaca) dilinin bir diğer adi olarak kullanır. Ama kimi yerlerde (Siverek gibi) Dimli terimini kendi halk adi olarak kullananlar da vardir.
    Zazaca konuşan halk (Dimililer), Alevi ve Sünnî-?afi olmak üzere iki kesimden oluşuyor. Alevi Dimliler‘in çogu kendilerini anadilinde Kirmanc olarak tanımlarken, Sünni Dimliler kendilerini daha çok Zaza olarak tanımlar.
    "Zaza" sünni Zazalari ifade eden bir terimdir, Aleviler için Zaza terimi kullanılmaz. Istisnalari olmakla birlikte kural olan budur. Zaza teriminin Sünniliği ifade ettiğini düşünen Dersimli, kendisini anadilinde Zaza olarak tanımlamak istemez, hatta Sünni Zazalardan ayri bir halk olduğunu düşünür. Ama dini ayrimi önemsemeyen çogu genç neferler kendini Zaza olarak tanimlamaktadırlar. Din-kültür ayriliği yüzlerce yil süren bir tarih ayriliği ve lehçe farki ile birleşince Kirmanc-Zaza (Alevı-Sünnı) bölünmesi yeni boyutlar kazanmış, ortaya bir ulusal birlik sorunu çıkarmıştır.
    Açik ki, üç boyutlu bir sorunla karşı karşı yayiz. Sorunun birinci boyutu Dersim sorunudur. Ikinci boyutu Zaza sorunudur. Üçüncü boyutunu ise Alevi sorunu oluşturmaktadır. Dersim sorunu ile Alevi sorunu ayrılmaz bir biçimde iç içe geçmiş, adeta tek bir sorun halinde kaynaşmışlardır.
    +
    Siz ne derseniz deyin Tunceli’den gelip Manisa-Akhisar/Beyoba Köyü’nde yaşayan Hozat’lıların en yaşlısı Hasan Efendi bakın kendi etnik kimliğini nasıl anlatıyor? O, kendilerinin Hoca Ahmet Yesevi’ye bağlı olduklarını, O’nun soyundan geldiklerini ve Türk olduklarını ifade ederken görüşlerini aynen şöyle sunuyor; “Bizim soyumuz Oğuzlar’a dayanır. Orta Asya’dan Tunceli yöresine dedelerimiz gelmişlerdir. Soyumuz büyüklerinden, ceddimizden hep bunları duyardık. Türkoğlu Türküz. Kimse bizleri bu düşüncelerimizden ayıramaz.”(16)

    Kürtçe ya da Zazaca konuşan yaşlı Aleviler ısrarla ama ısrarla kendilerinin Türk olduğunu vurgularken son yıllarda siyasi-ideolojik olarak Kürt siyasi hareketinin etkisinde kalan gençler ise Kürt olduğunu söylüyor. Ne yazık ki tarihin ve toprağın sesi gençler değil, yaşlılar olabilir. Aksi halde Elazığ-Bayındır Köyü’nden Muharrem Ercan Dede’nin şu dediğini nasıl yorumlayacağız. Muharrem Ercan Dede’in Köyü’nün adı Oğuz Türkmenler’in Bayındır Boyu’na ait. Kendi Sinemilli Ocağı dedesidir. Muharrem Dede diyor ki; Ben Elazığ’da büyüdüm, babam dedem bir kelime Kürtçe ya da Zazaca bilmezdi. Ben de bilmem. Biz Türküz, Türkçe konuşuruz. Amca çocuklarımız Erzincan’da ?brahim Dedeler onlar da bir kelime Kürtçe ya da Zazaca bilmezler. Bunu Erzincan, Elazığ, Malatya çevresindeki herkes bilir. Ama diğer amca çocuklarımız Elbistan-Kantarma taraflarına çok eskiden gitmişler ve bir kısmı Kürtçe öğrenmişler. Tunceli’deki akrabalarımızdan Zazaca konuşanlar var. Hepimiz aynı ocaktayız. Akrabayız.(17)

    16. Prof. Dr. Orhan Türkdoğan, Etnik Sosyoloji, s. 293 ?stanbul, 1997.

    17. Muharrem Ercan Dede, Karacaahmet Dergahı Başkanı, Sinemilli Ocağı dedesi, (kaynak kişi)

    Son on yıldır Alevi olup Kürtçe ya da Zazaca konuştukları halde kendilerini Türk olarak ifade eden Alevi yerleşmelerinin % 75 ini gezmiş, görmüş birisiyim. Örneğin; Erzincan‘a bağlı Tercan, Çayırlı, Kemah, Üzümlü, Refahiye, Kemaliye‘ye bağlı yaklaşık 400 Alevi köyünü gözlem amacıyla gezdim. Sivas‘ın Zara, Hafik, ?mranlı köylerini Malatya‘nın Doğanşehir, Akçadağ, Kürecik, Hekimhan, Yeşilyurt ve bazı köylerini Adıyaman‘ın bazı köylerini, Pazarcık ve Elbistan‘ın bazı köylerini gezdim. Bu köylerde yaklaşık 1500 civarında insan ile görüştüm. Buna ?stanbul-?ahkulu ve Karacaahmet Dergahlarında rastladığım Tunceli‘li, Antepli, Maraşlı Alevi yaşlılarını da ekleyince bu rakam yaklaşık 3000 kişiyi buldu.
    Kendileri Zazaca ya da Kürtçe‘yi bildikleri halde hatta Türkçe‘yi bozuk bir şive ile konuştukları halde bugün yaşı 60‘ın üstünde olan ve kendisini Kürt ya da Zaza diye ifade eden yani Türk olmadığını ifade eden bir tek Alevi‘ye rastlamadım. Kendisini Kürt ya da Zaza olarak ifade eden kesim ise son yıllarda Kürtçülük ve radikal sol rüzgardan etkilenen azınlık bir gençlik kesimidir. Bu kesimin savunduğu Kürt ya da Zaza kimliği ise tarihsel değil siyasi bir kimlik olarak kabul edilebilir.
    Bu genç kesimin anne, baba ve dedelerinin kendilerini Türk olarak ifade etmelerine karşı yönelttikleri eleştirel cevap ise; "asimile" olduklarıdır.

    O yaşlarda ben de kendimi Kürt sanıyordum. Çünkü annem Gümüşhane-Kelkit‘li bir Türkmen köyüne mensup idi. Ama babam, dedem Tunceli- Ovacıklı idi. Babam kendisini Türk olarak ifade edince onun asimilasyon sonucu Zazalığı değil de Türklüğü savunduğunu düşünüyordum. Babam ise ısrarla 30 yıl boyunca bana kendilerinin Horasan‘dan gelen Türkler olduklarını Zazaca‘yı sonradan öğrendiklerini anlatmaya çalıştı.
    Ben babamın Kürt olsa idi asimile olamayacağını tam tersine Türk olduğu için asimile olduğunu Türk Tarihini, Osmanlı Tarihini ve Alevi Tarihini okuyunca öğrendim. Gerçekten ortada bir asimilasyon vardı ama bu benim iddia ettiğim gibi değil babamın iddia ettiği gibiydi. Çünkü Osmanlı Türkmen ve dolayısıyla Türkmenler de Alevi olduğu için Alevi karşıtı idi. Türkmenler canlarını kurtarmak için Osmanlı‘nın ulaşamayacağı dağ köylerine çekilmişlerdi. ?şte Kürtçe ya da Zazaca o zaman devreye girmiş. Osmanlı Kürt düşmanı değil Türkmen ve Alevi karşıtı imiş. Kürtler’in bırakalım asimile olmasını, korunup kollandığını görüyoruz.
    Osmanlı‘da özel mülk olmadığı halde, tüm mülk Allah adına padişahın olduğu halde, tımar sistemi olduğu halde bakıyoruz. Kürdistan‘da özel mülkiyet var ve mülk babadan oğula geçiyor Hatta Kürt ağaları Osmanlı‘ya yaptıkları yararlılıklar karşılığı fermanlarla mülk ediniyorlar Hem de o mülkler babadan oğula miras ile geçebiliyor.
    Yani Osmanlı‘da Kürt olmak avantaj. Celali ve benzer ayaklanmalarda canını kurtaran Türkmenler Kürt bölgesine sığınarak ve Kürtçe‘yi öğrenerek canlarını kurtarıyorlar. Çünkü Türkçe bilenin "katli vacip"tir

    Pir Ahmet Dikme.
    Ist dieser Pir Ahmet Dikme gebürtig aus Dersim? Kann das jemand bestätigen?

  8. #68
    Avatar von Dr. Gonzo

    Registriert seit
    29.04.2012
    Beiträge
    10.602
    Zitat Zitat von El Turco Beitrag anzeigen
    Ich habe hier noch weitere, recht interessante Quellen bezüglich der Dersimer-Aleviten.

    Der Brief von Seyit Riza an die türkische Republik:



    Und hier noch ein kurzer Auszug von Melinkof:



    Und noch eine weitere Quelle von Pir Ahmet Dikme:



    Ist dieser Pir Ahmet Dikme gebürtig aus Dersim? Kann das jemand bestätigen?
    Gib mal wieder, bitte, was du daraus verstanden hast.

    Also dieser "Pir" Ahmet Dikme könnte Türke sein und aus Dersim stammen. Ich kenne ihn aber nicht.

    Es gab Türken in Erzincan Dersim und wherever. Und richtig, die Dimli oder Zaza stammen aus Horasan(Nord-Iran).Man nennt sie auch Dailamiten. Die Turkmenenstämme sind in diese Region eingewandert. Aussdem ist die region eine schiitische Hochburg. Dazu passt auch die Klassifizierung des Kirmanci(zazaki) als Nordwestiranische Sprache, im Gegensatz zum Kurmanc(kurdisch) als südwestiranische Sprache.

    Aber zu behaupten, nur kurdische Nationalisten und links-radikale würden das sagen ist Bullshit. Warum soll ein Kurde sagen, er stamme aus dem Norden des Iran und ist zaza oder dimli??
    Fakt ist, dass diese Texte auf eine kleine Minderheit zutreffen, aber im Regelfall hinfällig ist. Natrülich flohen kizilbasch Türken nach Dersim. Und mit sicherheit gibt es familien, die auch turkmenische Wurzel haben.

  9. #69
    Avatar von Tatar

    Registriert seit
    04.04.2013
    Beiträge
    1.550
    Zitat Zitat von DocGonzo Beitrag anzeigen
    Gib mal wieder, bitte, was du daraus verstanden hast.
    Die Frage könnte ein Dersimer entschieden besser beantworten, als meine Wenigkeit. Die Quellen geben zu wissen, dass die ethnische Schichtung Dersims vielschichtig ist und ein Großteil im letzten Jahrhundert auf türkische Stämme zurückverfolgt werden kann. Dennoch sollte man nicht vergessen, dass wenn auch nur eine dünne Erobererschicht eine alteingesessene Bevölkerung überschichtet: Wer am Schluss die sprachliche und kulturelle Dominanz hat, der bestimmt die Identität! Und somit empfindet sich die ganz überwiegende Mehrheit der Bevölkerung Dersims heute selbstverständlich als "Zazas" oder ggfs. Kurden, da die umliegenden Kurdischen/Zazaischen Stämme der Vorbevölkerung ab dem 11./12. Jh. ihre Sprache, Kultur aufgedrückt haben.

  10. #70
    Avatar von Dr. Gonzo

    Registriert seit
    29.04.2012
    Beiträge
    10.602
    Die Frage könnte ein Dersimer entschieden besser beantworten, als meine Wenigkeit.
    Schau mal oben.

    Die Quellen geben zu wissen, dass die ethnische Schichtung Dersims vielschichtig ist und ein Großteil im letzten Jahrhundert auf türkische Stämme zurückverfolgt werden kann.
    Ein großteil? Wohl kaum.

    Dennoch sollte man nicht vergessen, dass wenn auch nur eine dünne Erobererschicht eine alteingesessene Bevölkerung überschichtet:
    Zeig mir mal ein paar bessere Quellen und wenns geht ein paar renommiertere als die vorherigen.

    Wer am Schluss die sprachliche und kulturelle Dominanz hat, der bestimmt die Identität!
    Dann müssten wir alle Armenier sein, da die Armenier damals bildungstechnisch, den anderen überlegen waren. Aber so ist es nicht. Das tolle in Dersim war, jeder konnte so bleiben, wie er war. Es wurde kein Druck auf andersprachige ausgeübt. Daher musste sich auch niemand seine Sprache und seine Kultur vor den anderen verstecken.

    Und somit empfindet sich die ganz überwiegende Mehrheit der Bevölkerung Dersims heute selbstverständlich als "Zazas" oder ggfs. Kurden, da die umliegenden Kurdischen/Zazaischen Stämme der Vorbevölkerung ab dem 11./12. Jh. ihre Sprache, Kultur aufgedrückt haben.
    Ist klar El Turco.

Seite 7 von 7 ErsteErste ... 34567

Ähnliche Themen

  1. Antworten: 32
    Letzter Beitrag: 03.01.2008, 17:40
  2. Welche Nationalität habt ihr,aus welcher Stadt kommt ihr ???
    Von jugo-jebe-dugo im Forum Balkan-Städte
    Antworten: 1751
    Letzter Beitrag: 12.03.2007, 13:10
  3. Aus dem Meyers Konversationslexikon Jahrgang 1909
    Von Albanesi im Forum Geschichte und Kultur
    Antworten: 16
    Letzter Beitrag: 01.08.2004, 16:06