BalkanForum - das Forum für alle Balkanesen
Erweiterte Suche
Kontakt
BalkanForum - das Forum für alle Balkanesen
Benutzerliste

Willkommen bei BalkanForum - das Forum für alle Balkanesen.
Seite 12 von 26 ErsteErste ... 2891011121314151622 ... LetzteLetzte
Ergebnis 111 bis 120 von 256

Dersim Massaker

Erstellt von Dr. Gonzo, 28.11.2013, 18:06 Uhr · 255 Antworten · 14.668 Aufrufe

  1. #111
    Avatar von Barbaros

    Registriert seit
    29.07.2004
    Beiträge
    12.209
    Ein Aufstand gegen den Staat wurde niedergeschlagen,die verantwortlichen gehängt,dabei gab es leider auch Massaker an der Bevölkerung,das bestreitet keiner,oder sollte es nicht bestreiten.

  2. #112
    Avatar von _KRG_

    Registriert seit
    25.11.2012
    Beiträge
    1.919
    Zitat Zitat von Vollkornbrot Beitrag anzeigen
    Die Zaza Stämme sind auf der Seite der Kemalisten ich habe dir die Wahlergebnisse der letzten 50 Jahre geschickt keine Islamistische Partei konnte dort jemals Fuß fassen.

    Bei den Nächsten Wahlen wird die CHP alle Wahlurnen sprengen sind ja nur noch 3 Monate dann sehen wir weiter.
    Meine Zaza-Brüder haben gestern gezeigt, was sie von der CHP halten... also verpiss dich jetzt

  3. #113
    Avatar von der skythe

    Registriert seit
    23.03.2013
    Beiträge
    3.935
    Zitat Zitat von _KRG_ Beitrag anzeigen
    Meine Zaza-Brüder haben gestern gezeigt, was sie von der CHP halten... also verpiss dich jetzt
    Sanli Urfa und Van hat auch bewiesen was Sie von den PKK Terroristen halten
    Kannst ja mit Doc einen drauf trinken...

  4. #114
    Avatar von _KRG_

    Registriert seit
    25.11.2012
    Beiträge
    1.919
    Zitat Zitat von der skythe Beitrag anzeigen
    Sanli Urfa und Van hat auch bewiesen was Sie von den PKK Terroristen halten
    Kannst ja mit Doc einen drauf trinken...
    Van ? guck mal genauer auf die Karte

    Sunliurfa sowie Mus werden wir bei den nächste Wahlen kriegen. Wichtig ist es die gewonnen Provinzen zu festigen.

  5. #115
    Avatar von Barbaros

    Registriert seit
    29.07.2004
    Beiträge
    12.209
    Zitat Zitat von _KRG_ Beitrag anzeigen
    Van ? guck mal genauer auf die Karte
    Schade um die ganzen Hilfen des gesammten Landes nach dem Erdbeben.

  6. #116
    Avatar von TuAF

    Registriert seit
    10.02.2009
    Beiträge
    9.235
    Zitat Zitat von der skythe Beitrag anzeigen
    Sanli Urfa und Van hat auch bewiesen was Sie von den PKK Terroristen halten
    Kannst ja mit Doc einen drauf trinken...
    sanlurfa,bingöl,mus hat die islamische türkische akp gewählt:
    das zeigt, das unsere kurdischstämmigen türken lieber einen gläubigen türken wählen als einen kommunistischen o nationalistischen kurden

  7. #117
    Avatar von der skythe

    Registriert seit
    23.03.2013
    Beiträge
    3.935
    Zitat Zitat von _KRG_ Beitrag anzeigen
    Van ? guck mal genauer auf die Karte

    Sunliurfa sowie Mus werden wir bei den nächste Wahlen kriegen. Wichtig ist es die gewonnen Provinzen zu festigen.
    War ja ein klarer Sieg in Van
    Wieso seit ihr in Urfa so unter die Räder gekommen,man man man woran das wohl lag...
    Mus tut auch ziehmlich weh,ne....

  8. #118
    Avatar von der skythe

    Registriert seit
    23.03.2013
    Beiträge
    3.935
    Özgür Erdem
    Dersim'de ne oldu Atatürk ne yaptı?


    Dersim isyanıyla ilgili atılan en büyük yalan ise isyanın büyük bir katliamla bastırıldığıdır. Doğru, isyan çok sert bir şekilde, isyancılarla çarpışa çarpışa bastırılmıştır ancak iddia edildiği gibi bir katliam yoktur. PKK'lıların iddialarına göre toplam 90.000 insan öldürülmüş, 100.000 kişi ise sürülmüştür. Halbuki 1935 nüfus sayımına göre Tunceli'nin toplam nüfusu 101 bindir! Zorunlu göçe tabi tutulan insan sayısı ise yaklaşık 5 bindir.
    Zaten 1940 nüfus sayımında Tunceli'nin nüfusu 95 bindir.
    Resmi rakamlara göre, ilk Dersim harekâtında öldürülen isyancı sayıcı sadece 265'tir, şehit asker sayısı ise 29. Toplam idam edilen sayısı ise 7'dir! Bunlar da elebaşları olan aşiret reisleridir.
    İşte Atatürk iktidarının verdiği rakamlar.
    İsteyen Atatürk'e inansın, isteyen PKK'ya... Seçim serbest!
    Dersim niye isyan etti?
    Naşit Uluğ'un 1938'de basılmış “Tunceli Medeniyete Açılıyor” isimli kitabını okumadan Dersim isyanının niye çıktığı, Atatürk'ün bu isyanı bastırmaya neden bu kadar önem verdiği anlaşılamaz. Kitapta şu değerlendirme yapılıyor:
    “Doğu illerimizdeki kötülüklerin başında memleketin emniyet ve asayişini tehdit eden hıyanet ve şekavet ocakları vardı. Halkı esir gibi kullanan derebeylik ve toprak ağalığının yanında, bunların daha korkuncu olarak aşiret sistemi geliyordu. Bu sistem, Kemalist rejim muvacehesinde fiili bir isyan ve itaatsizlikten farklı görünmüyordu.”
    Gerçekten de doğu illerindeki aşiret yapısı, Atatürk'ün en çok mücadele ettiği düşmanlardan birisiydi. Yüzlerce yıldır, bölgede feodal bir baskı düzeni kurmuş olan Kürt aşiretleri en başından itibaren Atatürk'ün bu medeniyet projesine karşı çıktılar. Ve kendi gerici toplumsal yapılarını devam ettirmeye çalıştılar. Kurtuluş Savaşı'yla kovulmuş emperyalistler de Kürt aşiretlerinin bu gerici isyanlarını her seferinde destekledi.
    1937 ve 1938'deki Dersim isyanları Atatürk dönemi Kürt isyanlarının en sonuncusudur. Tabii, Atatürk bu isyanları bugünkü AKP iktidarı gibi izlememiş, isyancılarla anlaşmamış, isyancıların ardındaki emperyalistlere teslim olmamış ve Türk milletini bölecek adımlara izin vermemişti. Dersim isyanı “açılımlar”la ve isyancıların bölücü emelleriyle uzlaşılarak değil, askeri bir harekâtla bastırıldı. Aynen Şeyh Sait ve Ağrı isyanı ve diğer Kürt isyanlarında yapıldığı gibi...
    Bugün feryat figan eden Kürtçülerin derdi de işte budur. Türk devletinin PKK terörüne teslim olmasını ve bir Kürt devletine göz yummasını isteyenler, Atatürk'ün Dersim isyanını bastırmak için yaptıklarına tabii ki karşı çıkacaktır.
    Amaçları Atatürk'e saldırmak
    Dersim isyanıyla ilgili yürütülen Kürtçü propagandanın kökeninde derin bir Atatürk düşmanlığı yatıyor. Atatürk'e açıktan saldırmaya cesaret edemeyen Kürtçüler, “Dersim'de katliam yaşandı”yalanlarıyla bunu dolaylı yollardan gerçekleştirmeye çalışıyor.
    Halbuki, Kürtçülerin iddiasının aksine Dersim isyanı bastırılırken bir “Kürt katliamı” kesinlikle yaşanmamıştır. Aşiretleri tasfiye eden, Doğu insanımızı sömüren derebeylik rejimini ortadan kaldıran Atatürk devrimlerine karşı direnen gericilerle mücadele edilmiştir, o kadar.
    Dersim isyanı askeri bir harekâtla bastırılmıştır, ancak bu harekâtta iddia edildiği gibi büyük katliamlar falan yaşanmamıştır. Kürtçülerin “90 bin kişi öldürüldü, 100 bin kişi zorla göç ettirildi” iddiaları bir hayalden başka bir şey değildir. Yalnızca nüfus rakamlarına bakmak bile bu yalanı ortaya koymak için yeterlidir.
    İsyan öncesi Tunceli nüfusu 1935 rakamlarına göre 100 bindir. İsyan sonrasındaki 1940 sayımındaysa 95 bindir. Aradaki 5 bin fark da isyan sonrası zorunlu göçe tabi tutulan aşiretlerin nüfusudur. Hangi aşiretten kaç kişinin zorunlu iskana tabi tutulduğu belgelerde de sabittir ve bunun toplamı da 3470'tir!
    Üstelik, 1940 yılı sayımındaki 95 bin nüfus o dönem için çok büyük bir rakamdır. Tunceli'de bugün bile, 2008 rakamlarına göre, 87 bin kişinin yaşadığını düşünürsek, iddia edildiği gibi bir katliamın yaşanmadığı kolaylıkla ortaya çıkar.
    Atatürk isyana hazırlıklıydı
    Kürtçüler Dersim'de sistemli bir katliam yaşandığını iddia ediyor. Halbuki durum böyle değildir. Dersim isyanı için Kürt aşiretleri yıllarca hazırlık yapmış, Atatürk liderliğindeki Türk devleti de isyan başlayana kadar askeri hiçbir harekâta girişmemiştir. Kemalist iktidarın 30'lu yıllarda Tunceli'de yaptıklarını incelersek bu gerçeği görebiliriz.
    1930'daki Ağrı isyanının bastırılmasının ardından Doğu Anadolu'daki gücüne büyük darbe vurulan Kürtçülüğün Dersim dışında tutunabilecek bir yeri kalmamıştı. Dersim'deki Kürt aşiretlerinin bir ayaklanmaya hazırlandığı daha 30'ların başlarında tespit edilmişti. Pek çok resmi raporun yanı sıra Başbakan İnönü ve Ekonomi Bakanı Bayar'ın Şark Raporları da, bu konuda uyarılarla doludur.
    Atatürk de isyanı elleri kolları bağlı beklemez. 1935'te “Tunceli Vilayetinin Kurulmasına İlişkin Kanun” kabul edilir. O zamana kadar Dersim olarak bilinen yöreye Tunceli ismi verilir.
    Ancak Atatürk Tunceli'de yalnızca askeri önlemler almaz, Tunceli'ye “medeniyet” götürülür. Yüzlerce yıldır şehir merkezlerinden kopuk yaşamış Tunceli köyleri yapılan yol ve köprülerle“medeniyet”le tanışır. Hastane yapılır, doktor götürülür. Okul yapılır, öğretmen götürülür. Mahkeme yapılır, adalet götürülür... Köylüyü baskı ve zulüm altında tutan aşiret reislerinin silahlarına el konulur... Tabii tüm bu “medenileşme” hareketi gerici Kürt aşiretlerinin direnişiyle karşılaşır.
    Ve... 1937 yılının 21 Martında, yani bugün PKK'lıların da ayaklanma günü olarak kutladığı Nevruzda, Seyit Rıza liderliğindeki Abasan Aşireti, Harçik Köprüsü'nü yakarak isyanı başlatır. Aynı gece bir karakolumuzu basarak 33 askerimizi şehit ederler. 1920 Koçgiri isyanını liderlerinden ve Ağrı isyanına da katılmış Alişer ile Nuri Dersimi de isyancılar arasındadır.
    Ertesi gün Pah Hükümet Konağı, ilçede yeni kurulmuş ilkokul ve hastane de ateşe verilir. İsyanın hedefi açıktır: Atatürk Cumhuriyeti'nin götürdüğü “medeniyet”in bütün simgeleri...
    Tabii Atatürk, isyanın hemen bastırılmasını emreder. Ve dönemin Tunceli Valisi Korg. Abdullah Alpdoğan'ın komutasındaki 20 bin kişilik bir kuvvetle isyan bastırılır. Elebaşları idam edilir.
    “Dersim Harekâtı” olarak bilinen bu isyan bastırma operasyonu, bölgedeki aşiretlerin gücü tamamen kırılana kadar sürer. Aşiretlerin önde gelenleri, Tunceli dışına sürülür ve bölgede Cumhuriyet rejimi tam anlamıyla tesis edilir.
    Kürtçülerin ve Fethullahçıların yalanlarını belgelerle çürütüyoruz!
    Varan 1: İsyanın lideri Seyit Rıza bir tarikat şeyhi ve aşiret reisiydi
    Kendisine solcuyum, ilericiyim, sosyalistim diyen bir insanın Dersim isyanını savunması kadar komik bir şey olamaz. Çünkü Dersim isyanı kesinlikle bir halk hareketi ya da ilerici bir ayaklanma değildir.
    İsyanın lideri Seyit Rıza, Dersimli bir aşiret reisidir. Ve Atatürk Dersim’dekiaşiret yapısını ortadan kaldırmak istediği için ayaklanmıştır. Seyit de zaten bir isim değil, Peygamber soyundan gelen Şeyh anlamında yerel bir dini ünvandır! Anlayacağınız, Dersim isyanı, bir derebeyinin, bir dini liderin, bir tarikat şeyhinin, bir aşiret reisinin Atatürk Cumhuriyeti’ne karşı ayaklanmasından başka bir şey değildir. Bu anlamda Menemen ayaklanmasından hiçbir farkı yoktur.
    Varan 2: İsyancılar Fransız işbirlikçisiydi
    Bütün diğer Kürt isyanları gibi Dersim isyanı da emperyalistlerin kışkırtma ve desteğiyle başlamıştır. Nasıl Şeyh Sait isyanı Musul-Kerkük meselesinin görüşüldüğü bir dönemde İngilizler için bir koz olduysa, Dersim isyanı da Hatay meselesinin tartışıldığı bir dö­nemde Fransızlar tarafından kullanılmıştır. Nitekim, isyancıların üzerinden Fransız ordusuna ait silahlar çıkmıştır. Elebaşlarından Nuri Dersimi de, isyan bastırılınca Fransız mandası altındaki Suriye’ye kaçmış ve Fransız Hükümeti’nin koruması altında yaşamıştır. Bugün “Dersim’de katliam yaşandı” yalanlarının da AB koruması altındaki sempozyumlarda dile getirilmesi bu nedenle bir tesadüf değilir.
    Varan 3: Seyit Rıza İngiltere’den destek istedi
    Dersim isyanının lideri Seyit Rıza’nın isyan sırasında İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği 30 Temmuz 1937 tarihli şu mektup Kürt isyanlarının işbirlikçi karakterinin en açık delillerinden birisidir:
    “Büyük Britanya Dışişleri Bakanlığına,
    Yıllardır, Türk Hükümeti Kürt halkını asimile etmeye çalışıyor ve bu amaçla halkı eziyor, Kürtçe yayınları ve gazeteleri yasaklıyor, anadilini konuşan insanlara işkence ediyor ve sistematik olarak insanları Kürdistan’ın bereketli topraklarından söküp Anadolu’nun çorak bölgelerine göçe zorluyor ve birçoğu oralarda telef oluyor. Türk Hükümeti son olarak, hükümetle yapılan anlaşma gereği, bu işkencelerin dışında tutulan Dersim’e de girmeye çalıştı. Bu olay karşısında Kürtler, uzak sürgün yollarında yok olmaktansa, 1930’da Ağrı Dağında, Zilan vadisinde ve Beyazıt’ta yaptıkları gibi, kendilerini savunmak üzere silaha sarıldılar. Üç aydan beri ülkemi, acımasız bir savaş kırıp geçiriyor. Savaş araçları bakımından eşitsizliğe rağmen ve bombardıman uçaklarının yangın bombaları, zehirli gaz bombaları atmalarına rağmen, ben ve arkadaşlarım Türk ordusunu başarısızlığa uğrattık. Direncimiz karşısında Türk uçakları köyleri bombalıyor, ateşe veriyor, savunmasız kadın ve çocukları öldürüyor ve böylelikle Türk Hükümeti, başarısızlığının intikamını tüm Kürdistan’da işkence yaparak almak istiyor. Hapisler, ağzına kadar masum Kürtlerle doludur. Aydınlar kurşuna diziliyor, asılıyor veya Türkiye’nin ücra köşelerine sürgüne gönderiliyor. Ülkelerinde bulunan 3 milyon Kürt, barış içinde yaşamak, özgür, kendi ırkını, dilini, geleceğini, kültürünü ve uygarlığını korumak istiyor; benim sesimle ekselanslarınızdan maruz bulunduğu zulüm ve adaletsizliğe son vermek için, Kürt halkını hükümetinizin yüksek ahlakî etkisinden yararlandırmanızı diliyor. Sayın Bakan, en derin saygılarımızı sunmaktan onur duyarım.
    Seyit Rıza Dersim Başkomutanı”
    Varan 4: Türk komünistleri ve Komünist Enternasyonal de isyana karşı çıktı
    O dönem Türkiye Komünist Partisi de Komünist Enternasyonal de Dersim isyanının feodal ve gerici bir ayaklanma olduğunu tespit etmişti:
    “İki ayı aşkındır Ankara Hükümeti, Dersim bölgesindeki Kürt aşiretlerinin yeni bir gerici ayaklanmasını bastırmakla uğraşıyor. Feodal unsurlar, Kemalist Parti tarafından gerçekleştirilen reformlara rağmen, bugüne kadar ülkenin bu sapa bölgesinde barınmayı başarmışlardır. Dersim, Türkiye'nin ulusal ekonomisinin dışında kalmaktaydı. Öyle ki başka bir vilayetten hiçbir tüccar, Dersim'de iş yapmayı göze alamazdı. Devletin Dersim'de askerlik yükümlülüğünü gerçekleştirmesi ve yasal vergileri toplaması, bugüne kadar mümkün olmamıştır. Dersim’in hakim tabakaları, yürürlükteki yasalara rağmen, kendi yasa dışı ayrıcalıklarını koruyabilmişlerdir. (...) Amacı, göçebeliğe son verme ve aşiret reisleriyle (şeyhler, beyler, ağalar ve seyyitler) onların kiralık adamlarını Batı Anadolu’nun modernleşmiş vilayetlerine sürme hedefini güden bir reform planını zorla uygulamaktı. Bugün, Kemalist hükümetin enerjik reformları yüzünden kendi iktidarlarını tehdit altında hisseden feodal unsurların ümitsiz direnişiyle karşı karşıya bulunuyoruz. İsyanın arefesinde Tapu Kadastro İdaresi, feodal aşiret reislerinin elinde bulunan halka ait malların incelenmesi ve saptanmasına ilişkin hükümet önlemlerini uygulamaya başlamıştı. Bu durumda feodalizm, kendi yasadışı egemenliğinin iktisadi temellerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu hissetti. İşte, özellikle bu önlem, isyana yol açan neden olmuştur.”
    Komintern, 1925’teki Şeyh Sait isyanına da şu gerekçelerle karşı çıkmıştı: “Mustafa Kemal, genel olarak ulusal kurtuluş hareketini temsil etmekte ve Türkiye'nin demokratlaşması ve feodal kalıntılar ile Müslüman din adamlarının etkisinden kurtarılması için çalışmaktadır. Kemal’e karşı, ilk olarak emperyalizm, ikinci olarak feodal ağalar, üçüncü olarak din adamları ve dördüncü olarak liman şehirlerinin yabancı sermayeye bağlı ticaret burjuvazisi mücadele etmektedir.”
    Varan 5: İsyan Atatürk’ün baskıları değil
    Atatürk döneminde yapılan köprü ve yollar yüzünden çıktı


    21 Mart 1937'de isyancılar tarafından yıkılan Harçik Köprüsü
    Dersim isyanı iddia edildiği gibi Atatürk Cumhuriyeti’nin Kürtlere yönelik baskıları yüzünden başlamamıştır. Halka baskı yapmak bir yana, Atatürk, Dersim’deki aşiret yapısını dağıtarak Tunceli halkını özgürleştirmek için büyük çaba göstermekteydi. Şehrin ismi bu yüzden Osmanlı dönemini çağrıştıran Dersim bırakılarak Tunceli olarak değiştirilmişti. Bu nedenle bugün Tunceli ismine tahammül edemeyenlerin, Atatürk’ün Şapka Devrimine karşı çıkanlardan hiçbir farkı yoktur. Çünkü Dersim ismi isyanın değil, halk üzerindeki feodal baskının simgesidir. Tunceli ise o derebeylik baskısını kaldırmak isteyen Atatürk devrimciliğini simgeler.
    Ancak çıkarları zedelenen aşiretler ve “seyit” denilen din adamları Atatürkçü devrimlere karşı çıktılar. Menemen’de yaşanan gerici isyanın bir benzeri böylece Dersim’de başlamış oldu. İsyancıların ilk hedefi de devletin binbir zorluk ve masrafla yaptığı köprüler oldu. Munzur etrafındaki iki dağlık bölgeyi birbirine bağlayan Harçik Köprüsü ilk hedefti. Gericiler, “medeniyet”in bir örneği sayılan köprüye bile tahammül edememişti!

  9. #119

    Registriert seit
    18.01.2010
    Beiträge
    5.118
    Lmao So etwas nennt man einen Aufstand beenden

  10. #120
    Avatar von Dr. Gonzo

    Registriert seit
    29.04.2012
    Beiträge
    10.633
    Zitat Zitat von *alaturka Beitrag anzeigen
    Lmao So etwas nennt man einen Aufstand beenden
    Wenn man weiss was richtig und moralisch ist und dieses Wissen mit den dominierenden Handlungsprinziien der jungtürkischen Nationalisten schabloniert, so wird man unweigerlich erkennen müssen, dass alles was falsch gemacht werden konnte, auch falsch gemacht wurde. Man hat in der Beschränktheit ihres Urteilsvermögen kein einziges Fettnäpfchen ausgelassen. So führt man doch kein Land. Und jetzt kommen die Blinden Geistes-Elfmeter und belustigen sich an dem Schicksal der Unschuldigen Zivilisten die zahlreich sadistischen Abschaum zum Opfer fielen.

    Ich werde keine politischen Statements kommentieren. Ich vertraue leider keiner türkischen Quelle. Der Grund liegt auff der Hand: es taugt als belegquelle, im gegensatz zu anderen Ländern, herzlich wenig. Mir gehts um die völkermord gleichen Dimensionen in der Behandlung er zivilisten. Wären nur aufständige bestrft worden, so hätte man das guten gewissens akzeptieren können. Aber so?

Ähnliche Themen

  1. Das Massaker von Borova
    Von Karim-Benzema im Forum Geschichte und Kultur
    Antworten: 1
    Letzter Beitrag: 08.07.2013, 08:26
  2. Das Massaker von Balvanyos
    Von ökörtilos im Forum Rakija
    Antworten: 11
    Letzter Beitrag: 27.08.2010, 20:53
  3. Višegrad Massaker
    Von John Wayne im Forum Kriminalität und Militär
    Antworten: 1
    Letzter Beitrag: 19.08.2010, 23:40
  4. Massaker von My Lai
    Von Wetli im Forum Geschichte und Kultur
    Antworten: 1
    Letzter Beitrag: 12.08.2010, 18:01
  5. Massaker von Qyshku
    Von Feuerengel im Forum Geschichte und Kultur
    Antworten: 11
    Letzter Beitrag: 29.10.2005, 12:48