Reggae'nin yıkamadığı şehir: Babil


14/10/2014 09:00A+ A-

Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en meşhur şehirlerinden biri şüphesiz ki Mezopotamya'nın hazinesi Babil'dir. Bugün Irak'ın El Hilla kasabasının üstünde bulunduğu toprakların altında yatan Babil'in geçmiş çağlardan modern kültüre uzanan yolculuğuna hazır olun!


1.Babil ne demek?


Milattan önce birinci ve ikinci milenyum içerisinde adı koyulan babil şehri, Akadca bir kelimedir. Akadların mistik inanışlarıyla sosyal yaşamlarını birleştiren bir mimariye sahip olan şehrin adının anlamı; "Tanrı'nın kapısı"dır. Bu her ne kadar Babil'in bir "Tapınak şehir" olduğu yönünde bir izlenim yaratsa da, aslında farklı bir betimleme söz konusudur. Tanrı'nın her zaman zenginlik ve bolluk içerisinde var olduğu varsayımında bulunulduğu için, Babil Tanrı ile aynı noktaya ulaşmak isteyenlerin gözünü kamaştırmasından ötürü bu adı almıştır.

2. Babil'in kuruluşu



Babil'e ilişkin ilk bilgiler Akadlardan kalan tabletlerden edinilebilmekte. Sargon olarak bilinen bir kral tarafından kurulduğu rivayet edilen Babil şehri, dini metinlere göre ise Nemrut olarak bilinen meşhur antik çağ krallarından biri tarafından kurulmuştur. Büyük bir şehir olarak ilk defa milattan önce 2286 yılında anıldığı düşünülen Babil'in bilinen tarihin ilk mega kenti olduğu düşünülmekte. Babil'i ayakta olduğu dönem için günümüzden örneklerle tasvir etmek mümkün değildir. Babil, kendi çağında tüm dünyanın başkentidir.


3. Şehirden krallığa bir dönüşüm



Kuruluşundan sonra 1000 yıla yakın süre boyunca farklı kültürlerin başkenti olarak ayakta duran Babil, milattan önce 1800'lerin hemen başında kendi özgürlüğü ilan etmiş ve kendi krallığını kurarak bölgede egemen olmaya başlamıştır.

4. Babili Babil yapan adam: Hammurabi



Dünya tarihinin ilk kanun reformunun yapıldığı Babil'e bu değeri getiren ve tarihe adını kazıyan yönetici Hamurrabi olarak tanınır. Tüm tarih kitaplarında adını rahatlıkla görebileceğiniz Hammurabi, milattan önce 1750 yılına kadar hüküm sürdüğü dönemde Babil'i bir şehirden bir imparatorluğa çevirmiştir. Bütün Mezopotamya'ya yayılan bir egemenlik alanına yayılan Babiller, kanunlarıyla ve mimarileriyle Ortadoğu kültürünün adeta temelini atmışlardır. Anadolu, İran ve Arabistan'a kendi kültürlerini engellenemez bir hızla aktaran Babiller, çağlarının öncü medeniyeti olmuşlardır. Babil'in altıncı kralı olan Hammurabi, şehir olmaktan krallığa terfi etmiş bir medeniyeti çağının en gelişmiş uygarlığına çevirmeyi hukuk sayesinde başarmıştı. Bilinen dünyadaki ilk posta teşkilatını, belediyecilik sistemini ve polis teşkilatını yine ilk uygulamaya koyan Hammurabi'dir. Tüm evlerin bir numaraya sahip olması, mahalle ve sokakların oluşturulup isimlendirilmesi gibi şehircilik faaliyetleri de yine Hammurabi'nin kafasından çıkan fikirler arasındadır. Mimari alanda da dünya harikaları arasında sayılan "Babil'in asma bahçeleri" ve "Babil kulesi" gibi eserlerin altında imzası bulunan Hammurabi, bu başarılarının ardından kendisini "Kralların tanrısı" olarak ilan etmekten de geri kalmamıştı. İnsanları köleler ve özgürler olarak ayıran kanunlarında, "kısasa kısas" mantığını getiren Hammurabi için suç ve ceza basit bir çizgideydi. "Hırsızlık yapanın eli kesilir" gibi etkili ve basit kanunlarla, hem Babil'e hem de çevre medeniyetlere çağlar boyu yol gösterecek bir sistem kurmuştur. Bu sistem modern hukuk geliştirilene kadar tüm dünyada uygulanan, hatta günümüzde hala bazı toplumlar tarafından bile kabul gören önemli bir hukuki temeldir.

5. Fethedilen şehir Babil



Babil, her ne kadar İmparatorluğa uzanan bir şehir olsa da çağlar sonra bir benzeri olarak ortaya çıkan Roma'nın aksine çevre medeniyetler tarafından defalarca fethedilmiş ve farklı uygarlıklara başkent olmuştur. Bunların arasında Asurlar, Babil'in ilk egemen toplumu olarak karşımıza çıkar. Çok kısa bir süre için olsada Keldani İmparatorluğu olarak bilinen İkinci Babil İmparatorluğu sınırlarında kalan Babil, milattan önce 539'da Perslerin eline geçmesiyle yeni bir uygarlığın egemenliği altına girer. Babil'i başta Yunan medeniyeti olmak üzere batı kültürü için önemli bir şehir haline getiren gelişmeler silsilesi de bu şekilde başlamış olur. Millattan önce 331 yılında Büyük İskender'in Makedonya'dan yola çıkıp Babil'i fethetmesine kadar, Babil Pers imparatorluğunun kalbi olarak görülmüştür. Büyük İskender'in ölümünden sonra, Babil tekrar el değiştirmiş önce Partlar son ra da Sasaniler tarafından ele geçirilmiştir. Bu dönemlerden sonra yıkılmaya ve talan edilmeye başlayan şehir, yükselen İslam İmparatorluğu'nun ardından Asya'dan gelen Türkler'in egemenliğine geçmiş, Moğol İstilası ile tekrar talan edilmiş ve tarihe karışmıştır.

6. Babil ve dinler tarihi



Babil'in dinler tarihindeki yeri de son derece önem taşımaktadır. Bilinen üç büyük manevi dinin metinlerinde de adı geçen Babil, yıkılışıyla Tanrı'nın gazabı ve kıyamet ile özdeşleştirilen bir semboldür. Hristiyan kültüründe anlatılan şudur ki, Babil'in inşasından önce tüm insanlar tek dil konuşuyorlardı ve "Tanrı'nın kapısı" olarak gördükleri Babil'den içeri adım atarak kendilerini tanrılallaştırıyorlardı. Bunun üzerine Babil'de insanların birbirlerini bir daha anlamamaları için farklı dillerde konuşarak büyük bir kopuş yaşamaları sağlandığı İncil'de geçer. İslam dininde ise Babil'in Kuran'da çok küçük bir yeri olmasına karşın adı geçmektedir. Babil'in en büyük tanrısı olan Marduk'un kimi araştırmacılara göre ilahi dinlerdeki Tanrı ile benzerlikleri vardı ve Marduk'a ulaşmak için yapılan Babil kulesinin inşasından sonra İnsanlar bildikleri ortak dilden mahrum kalmışlardı. Tevrat'ın yaratılışla ilgili bölümünde Büyük Tufan sonrası'nda adı geçen Babil'in her din için manası birbirine yakındır. İnsanın Tanrı'ya ulaşmaya çalışmasının bir sembolüdür Babil. Tanrılaşmaya çalışmanın getirdiği felaketle özdeşleşmiş bir şehirdir. Babil'in fetheden en ünlü komutan Büyük İskender'in bile Babil'e adım attıktan sonra kendisini bir anlamda tanrı ilan etmesinden sonra hastalanarak ölmesi, bu metaforu kuvvetlendiren tarihi olaylardan biridir.

7. Babil kültürü



Babil'in köklü kültürü gerek dini gerekse sosyal bir çok motifin çağlar boyunca medeniyetler arasında yolculuk etmesini sağlamıştır. Ishtar, Marduk gibi bilinen ve popüler kültürde kullanılan tanrı isimleri bunların önemli yansımaları arasında yer alır. Babil adı bile tek başına, kültürel zenginlik ve insanların aynı çatı altında toplanmasını sembolize eden önemli bir metafordur. Nebuchadnezzar gibi kral isimleri de yine popüler kültürde birer sembol olarak kullanılmaktadır. Hukuk alanında özellikle önemli bir referans olan Babil kültürü, kölelik düzeni için de getirdiği planlamalarla çağlar boyunca özgürlük düşüncesine karşı bir tabu olarak görülmüştür. Babil aynı zamanda köleliği yasallaştırmasıyla eşitlik fikrine karşı da bir duvar niteliğindedir. Bu sebeple Babil'in yıkılışı baskı rejiminin sonu olarak da algılanır. Ancak totaliter toplum yapıları için Babil'in çöküşü bir nevi kıyamettir. Roma'nın çöküşünde İskenderiye ve Roma'da yaşananlar her zaman Babil'i anımsatan tasvirlerle anlatılır. Bu anlamda Babil kültürü, bakış açısına göre kurtuluş ya da kıyametin bir habercisi niteliğindedir.

8. New Yok ve Babil


Amerika'nın dünyaya egemen bir güç haline gelmesi, yükselen kapitalizmin sembolü olarak görülen New York'un bir nevi Babilleşmesi olarak görülür. İlginçtir, insanların ortak bir dil konuşmalarından sonra bölünmelerini sembolize eden Babil Kulesinin yıkılışı, İkiz Kulelerin yıkılışıyla benzer bir hikayeyi paylaşır. İngilizce'nin günümüzde dünyanın ortak dili olduğu ve hemen herkesin İngilizce konuştuğu malum bir durum. İngilizceyi dünyada bu kadar yaygın hale getiren "Güneş Batmayan İmparatorluk" yani İngiltere Krallığı'ydı. İngiltere Krallığı'nın Amerika kıtasındaki egemenliğinin yıkılmasının ardından ortaya çıkan ABD'nin kendi özgürlüğünü ilan etmesi ve dünyaya egemen bir güç haline gelmesi, ilginçtir Babil tarihiyle benzerlikler taşır. Kapitalist dünyanın bir anlamda tanrısı olan paranın en büyük sembollerinden olan "Dünya Ticaret Merkezi"nin adeta Babil Kulesi gibi New York'un göbeğinde yükseliyor olması da şaşırtıcıdır. Kaldı ki New York'ta "Babylon" yani Babil adında bir mahalle de vardır. En çarpıcı olan ise, uğradığı saldırı sonrası yıkılan İkiz Kuleler'in ardından ABD'nin kolları sıvadığı operasyonla dünyada insanlar arasında büyük bir ayrışma yaşanmasıdır. Özellikle Ortadoğu, Avrupa, ABD, Çin ve Rusya'yı birbirlerine çok yaklaştıkları bir dönemde tekrar birbirilerinin uzağına iten gelişmelerin yaşanması ; Babil Kulesi'nin ardından ayrı dilleri konuşmaya başlayan insanları anımsatır. İşin ilginç yanı modern dünyanın Babil'i New York'un uğradığı saldırıdan sonra, modern dünyanın Babil İmparatorluğu olan ABD'nin Irak'ı işgal ederek gerçek Babil toprakları üzerinde hakimiyet kurması değil midir?

9. Bob Marley ve Babil



Raggae müziği kimilerine göre yaz aylarında keyifle dinlenecek şarkılar topluluğudur. Aslında büyük bir alt metni olan, özel bir kültür patlamasının dışa vurumudur Raggae. Köleliğin ve kapitalist düzenin dünya üzerinde ezilen halklardaki karşılığı Babil'dir. Özellikle Afrika'dan ABD'ye kölelik yapması için getirilen siyahiler için lanetle anılan her şeyin kökeni olarak Babil görülür. İnsanlar arası eşitsizliği yasalaştıran Babil'i Bob Marley ve günümüzdeki pek çok Raggae sanatçısı mısralarında lanetle anarlar. Günümüzde popüler kültürde sadece bir saç modeli olarak görülen ve Raggae ile özdeşleştirilen "Rasta" da yine Babil'e karşı protest bir duruşun sembolüdür. Babil'in baskı ve köleliğe dayanan dünyasından kurtulmak için saçlarını uzatan ve taramayan "Rastafaryanlar", bu şekilde Tanrıların kralı olarak gördükleri Jah'ın onları saçlarından tutarak kurtuluşun sembolü olan Zion şehrine götüreceğine inanırlar. Rastafaryan kültüründe Babil, mevcut kapitalist düzeninin ve sömürü sisteminin sembolüdür. Özellikle Jamaika'da Babil cümle içerisinde bir lanet kelimesi olarak kullanılır.

10. Günümüzde Babil



Babil'in özellikle bölgedeki egemenlik savaşlarından sonra çağlar boyunca talan olmuş ve toprak altında kalmış yüzüne dair ilk görüntüler 1. Dünya savaşı sırasında gün ışığına çıkmıştır. Osmanlı'nın Irak üzerinde etkisini kaybetmesiyle, bölgeye gelen İngiliz birliklerin tarihi kalıntılarını görüntülediği antik şehire ait bir çok eser, savaş sonrası bölgeden çıkartılmıştır. Uğradığı bu yağma sonrasında ancak 1983'te Saddam Hüseyin'in projesiyle Babil yeniden hayata döndürülmeye çalışılabilmiştir. Saddam Hüseyin'in kendi sarayını yapmak için Babil'in bir çok kalıntısını yok ettiği söylense de, yeniden inşa edilmeye başlanan Babil, ABD'nin bölgeye düzenlediği operasyon sonrasında tekrar zarar görmüştür. Şu an Işid tehdidinin gün geçtikçe ciddileştiği Irak'ta, Babil'in en parlak dönemi mumla aranıyor. Tanrı'nın kapısı olarak bilinen topraklar bugün "Cehennem kapısı" olarak adlandırılıyor. Her nasıl anılırsa anılsın, Babil yıkıldıktan sonra bile varlığını hissettiren kadim bir şehir. Bir şehir olmaktan öte, bir sistem, bir düşünce ve bir sembol. İnsanlığın Babil'le mücadelesi bitmeyecek gibi, ya dünya bir gün Babil olacak ya da Babil yıkılacak. Ama yıllardır Raggae dizelerinde bile yıkılamayan bir sistemi, bir fikri yıkmak nasıl mümkün olacak? New York, Roma, Paris, İstanbul, Tokyo belki çağlar sonra toprak olacak adı unutulan bir çok şehir gibi, ancak Babil hep orada olacak. Çünkü Babil, duvarların ardına değil insanlığın en büyük mücadelesinin ardında saklı bir şehir.