BalkanForum - das Forum für alle Balkanesen
Erweiterte Suche
Kontakt
BalkanForum - das Forum für alle Balkanesen
Benutzerliste

Willkommen bei BalkanForum - das Forum für alle Balkanesen.
Seite 69 von 80 ErsteErste ... 195965666768697071727379 ... LetzteLetzte
Ergebnis 681 bis 690 von 795

turanische musik und kultur

Erstellt von tramvi, 02.12.2013, 19:00 Uhr · 794 Antworten · 51.472 Aufrufe

  1. #681
    Avatar von Cypriot

    Registriert seit
    20.12.2014
    Beiträge
    3.647

  2. #682
    Avatar von TuAF

    Registriert seit
    10.02.2009
    Beiträge
    8.263



  3. #683
    Avatar von TuAF

    Registriert seit
    10.02.2009
    Beiträge
    8.263
    turanspor eine fussballmannschaft aus der turkei...








  4. #684
    Avatar von Cypriot

    Registriert seit
    20.12.2014
    Beiträge
    3.647
    Zitat Zitat von TuAF Beitrag anzeigen
    turanspor eine fussballmannschaft aus der turkei...







    Ekmeksporu bilirmisin ?

  5. #685
    Avatar von GLOBAL-NETWORK

    Registriert seit
    07.08.2015
    Beiträge
    2.184

    Beitrag

    Haben die Hunnen Fleisch unter dem Sattel mürbe geritten?


    ...fragt Franz Schachenhofer aus Wolkersdorf (Österreich).
    Eine Kolumne von Christoph Drösser



    Historiker können auf solche Fragen oft nicht mit einem klaren Ja oder Nein antworten, sondern nur auf mehr oder weniger verlässliche Quellen verweisen.
    Die Hunnen, die um das Jahr 350 in Europa einfielen, hatten keine Schriftkultur. Es gibt nur die Zeugnisse ihrer Gegner, etwa des römischen Historikers Ammianus Marcellinus.


    Der schrieb, die Hunnen lebten "von den Wurzeln wilder Kräuter und dem halb rohen Fleisch, von welchem Tier auch immer", das sie "zwischen ihre Schenkel und den Pferderücken legen und etwas erwärmen". Erwärmen, nicht weich reiten.

    Auf jeden Fall gar nichts zu tun hat das angebliche Hunnenfleisch mit dem Beefsteak Tatar: Das geht nämlich auf die fast 1.000 Jahre später lebenden mongolischen Reitervölker zurück.

    Die haben zerkleinertes und getrocknetes Fleisch mit sich geführt – ein platzsparender Proviant, den man nicht mürbe reiten musste.

    ma_or_resource_maps_pg79.jpg


  6. #686
    Avatar von GLOBAL-NETWORK

    Registriert seit
    07.08.2015
    Beiträge
    2.184

    Beitrag

    3 bin yıllık ateş: Yeni şamanlar

    e5e2c88364100d637c3a3827d4aeb8fa.jpg

    Üç bin yıllık bir gelenek. Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan, zamanla unutulan en eski inanış. Türkiye’de son dönemde şamanizme artan bir ilgi var. Sibirya’da üç buçuk yıl eğitim gördükten sonra Türkiye’de bu geleneği devam ettiren Altay Kurt Şamanı Cenk Sertdemir’in düzenlediği sonbahar ayinine katıldık. Şamanların gizemli dünyasının kapılarını araladık.

    Gökçe AYTULU / Fotoğraflar: Murat ŞAKA19 Ekim 2014 - 08:59:58





    İstanbul’un yanı başındaki bir dağın zirvesine doğru yol alıyoruz. Yuvacık Barajı’nı aştıktan sonra yukarıya doğru kıvrılan daracık yolda, mümkün olduğunca hızlı ilerliyoruz.

    Güneş, dağın ardında devrilmeden zirvede olmamız şart. Aksi takdirde biraz sonra tanık olacağımız tören için tam bir yıl beklememiz gerekecek...

    Bir tarafta trafiğin yarattığı zamanında yetişme stresi, diğer taraftaysa daha önce hiç görmediğim bir ritüele katılmanın heyecanı var.



    Şamanların Sonbahar Khamlaniyesi’ne yani sonbaharı karşılama törenine katılacağız. Türkiye’deki az sayıdaki şamanın bildiği bu tören, eski inanışa göre dünyanın uyku haline geçmesinden -ki bu kış ayları demek- önce atalara bir saygı duruşu anlamına geliyor.
    İşte buna tanık olacağız. Tabii geç kalmazsak. Çünkü modern hayat zamanı dakikalarla ölçüp, toplantı saatlerini trafiğe göre ayarlarken, doğada böyle bir lüksünüz yok.

    Gün doğar, güneş yükselir, güneş batar. Sonbahar karşılama töreni de gün battığı an, dağın en yüksek noktasında başlıyor. Yani güneş battıktan sonra tören yerine ulaşırsak her şeyi kaçırmış olacağız.
    Bize söylenen yerde aracımızı park ederken, zirveye giden yolu yürümemiz gerektiğini öğreniyoruz. Önce alışkanlıkla saate, sonra havaya bakıyorum. Güneş dağın ardında devrilmek üzere... Koşar adımlarla tırmanışa geçiyoruz.
    Soluk soluğa zirveye ulaştığımızda, büyüleyici bir manzarayla karşılaşıyorum. Bir tarafta irili ufaklı üst üste dizilmiş taşların ortasında dikilmiş büyükçe bir ağaç dalı duruyor. Dalın üzerinde kırmızı, beyaz, yeşil bez parçaları bağlanmış.
    Öte yanda ise düzgün bir şekilde dizilmiş, tutuşturulmayı bekleyen odunlar...

    ESKİ ÇAĞLARDAN ÜÇ KİŞİ
    Tören başlamamış. Yakılacak ateşin başında son hazırlıklarını yapan üç kişi var. Başlarında kuş tüylerinden bir taç, sırtlarında kurt postları, çeşitli kolye ve renkli kumaş parçalarının sarktığı tuniklerle bambaşka bir zaman diliminden gelmiş gibiler.
    Töreni yöneten Altay (Salçak) Kurt Şamanı Cenk Sertdemir, katılımcıların yanına geçmemizi istiyor. Yaklaşık yirmi kişi, yere serilen brandanın üzerine oturmuş vaziyette. Nelere dikkat etmemiz gerektiğini anlatıyor. Her hareket bir düzene dayanıyor. Bu ritüellere uymak zorundayız.



    Ateş yakılırken yüzüme önce beyaz kül sürüyorum. Ardından siyah kül... Sonra ayağa kalkıp, kollarımı iki yana açıyorum, buhurdanla bir güzel tütsüleniyorum. İyi ve kötü ruhları ayırmak için yapılan bir hazırlık bu.
    Orta Asya’dan Anadolu’ya taşınan ama zamanla unutulan 3 bin yıllık bir gelenek İstanbul’un yanı başında bir dağın zirvesinde yeniden canlanıyor.

    Güneş battığı an ateşin alevleri yükseliyor ve şaman düngürlerinin (bir nevi def) tok sesi duyulmaya başlıyor. Biraz ürpertici bir manzara...

    Cenk Sertdemir, şaman mitolojisinin yedi önemli atasının adını söylüyor ve düngürler giderek hızlanan bir tempoyla çalmaya devam ediyor. İnanışa göre düngürün ritmi dünyanın kalp ritmiyle uyumlu olmalı.

    İyice bastıran karanlıkta, düngürlerin üzerindeki insan ve hayvan figürlerinin gölgesi, alevler sayesinde sağa, sola vurunca bulunduğumuz mekân gerçeküstü bir hal alıyor.



    Çevremdeki insanlara bakıyorum. Yanımda düngürün temposuna ayak uydurmuş sallanan bir kadın var, hemen önünde gözlerini kapatmış huşu içinde başka birisi. Bazıları trans haline geçmiş, bazıları dikkatle törene odaklanmış insanlar...
    10 dakika sonra yanan odunlar birden olduğu yere çöküyor ve düngürler susuyor. Ardından 5 dakika süren mutlak bir sessizlik... Cenk Sertdemir törenin sona erdiğini söylüyor. Çevremde ağır bir uykudan uyanmışa benzeyen insanlar görüyorum.



    ÇILGAMAK
    Sonbahar ayini ataların uykuya yatmasından önce gerçekleştirilen, senede bir kez yapılan bir tören. Tıpkı nevruz gibi mart ayında yapılan ilkbahar töreni de ‘ataların kahvaltı’ töreni olarak kabul ediliyor. Şamanların yılbaş kutlaması 21 Aralık’ta gerçekleşiyor. O törenin adı ise çılgamak.

    HER HASTALIK RUH KAYNAKLIDIR


    Şifacı olarak bilinen şamanlar her hastalığın ruh kaynaklı olduğuna inanıyor. Onlara göre en ufak bir nezleden büyük hastalıklara kadar her sağlık sorunu kişinin ruhuyla ilgili. Hastalık, kabaca ruhun bir bölümünün vücuttan kaçması gibi bir şey. Cenk Sertdemir şöyle açıklıyor: “Diyelim ki bir kişinin ruhu, sünesi kaçmıştır. O insanın vücudu paslanmaya başlar. Bu da bir hastalığa yol açar, kansere ya da başka bir şeye çevirir. Aslında grip olan vücut değildir. Sıkıntıyı çeken ruhtur ve bedeni bunu yansıtır. Biz sadece ruhu şifalandırırız. Ve ruh bunu otomatikman bedene yansıtır. Ben 18 yıldır doktor yüzü görmedim, görmeyeceğim de... Ama bize gelen çok doktor var.”

    ŞİFA VE KEHANET DAĞITICILAR


    Şamanlar kotaz adı verilen, muskaya benzer kolyeler takıyor. Bu kolyeler özel taşlardan yapılıyor.

    Cenk Sertdemir, sahne eğitimi okumuş. 23 yaşında bir Sibirya turuna çıkmış. Turist olarak Tuva’da kaldığı 10 günde bir şifa merkezindeki şamanlarla tanışmış. Tuva, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bağımsızlığını kazanan küçük bir cumhuriyet. Ülkede, şamanlara sadece bir hastalık, bir kehanet ya da hayatında bir tıkanıklık varsa gidiliyor. Şamanların hastane gibi resmi merkezleri var. Sertdemir, “Ayrılırken benden bir daha geldiğimde daha uzun kalmamı istediler” diyor. Daha sonra 3,5 sene eğitim alarak Altay Kurt Şamanı olmuş. Sibirya’daki klasik gelenekle eğitilen Türkiye’deki ilk şaman olduğunu söylüyor.

    ESKİ TÜRK MİTOLOJİSİ


    Bilinenin aksine Tengricilik inanışı çoktanrılı bir din değil. Mutlak bir Yaradan’ın yanı sıra insanlarla Yaradan arasında bağ kuran atalar (Tengriler) bulunuyor. Şamanlar bu inançta atalarla bağ kurabilen aracılar olarak kabul ediliyor. Cenk Sertdemir bu inanışın İslamiyet’i dışlamadığını, zaten Türklerin bu sayede kolayca İslam’a geçtiğini söylüyor.






    Shaman.jpg

  7. #687
    Avatar von Recep-Tayyip-Erdoğan

    Registriert seit
    06.02.2013
    Beiträge
    11.712

  8. #688
    Avatar von TuAF

    Registriert seit
    10.02.2009
    Beiträge
    8.263

  9. #689
    Avatar von Paranga

    Registriert seit
    30.11.2014
    Beiträge
    514
    Zitat Zitat von TuAF Beitrag anzeigen


    JizzInMaAzz regt sich auf wenn die Griechen ihre Antiken vorfahren huldigen. Aber wenn die Türken einen auf an Wolfsärsche schnüffelnde Waldschamanen aus den tiefsten Steppen Asiens machen ist es natürlich normal.

  10. #690

    Registriert seit
    28.09.2008
    Beiträge
    23.630
    Zitat Zitat von Paranga Beitrag anzeigen


    JizzInMaAzz regt sich auf wenn die Griechen ihre Antiken vorfahren huldigen. Aber wenn die Türken einen auf an Wolfsärsche schnüffelnde Waldschamanen aus den tiefsten Steppen Asiens machen ist es natürlich normal.
    Es ist okay, es ist deren Kultur.
    Sie bieten der Menschheit damit Ihr Können an, sie bieten damit alles ihrer Kultur an.

Ähnliche Themen

  1. ADEM RAMADANIs MUSIk vs MUSIK AUSM SÜDEN
    Von Karim-Benzema im Forum Musik
    Antworten: 52
    Letzter Beitrag: 30.11.2009, 11:34
  2. Antworten: 45
    Letzter Beitrag: 24.11.2009, 22:58
  3. Antworten: 14
    Letzter Beitrag: 06.03.2009, 19:27
  4. ADEM RAMADANIs MUSIk vs MUSIK AUSM SÜDEN
    Von Karim-Benzema im Forum Rakija
    Antworten: 47
    Letzter Beitrag: 06.03.2009, 17:07